Rüyada Yemek Yemek
yemek yemek · yemek yiyor görmek · taam yemek · yemek yerken görmek · yemek yedigini gormek · yiyecek yemek · karnını doyurmak · aş yemek
Rüyada yemek yemek, klasik tabir geleneğinde rızkın yalnız verilmesine değil, fiilen tüketilmesine delalet eder; kişiye takdir edilmiş nasibin eline geçip hâline karışması olarak yorulur. Yemeğin cinsi, tadı ve miktarı yorumu kökten değiştirir: tatlı ve temiz taam hayra, bozuk ve kokmuş taam ise huzursuzluğa nişane sayılır. Yorumcular yemeği aynı zamanda ömrün ve günlerin tüketilmesine benzetir, çünkü yenen şey geri gelmez. Bir başkasıyla birlikte yemek ise ülfet, dostluk ve aradaki bağın tazelenmesi olarak okunur.
Modern kayıtta yemek yeme rüyası çoğu zaman doyum, giderilmemiş bir eksiklik yahut kendini besleme ihtiyacıyla ilişkilendirilir. Neyi, kiminle ve hangi iştahla yediği, kişinin o dönemdeki tokluk ve açlık duygusunu yansıtabilir.
Ayrıntısına göre
Mekân
Kendi evinde yemek yemek
Kişinin kendi hanesinde, bildiği sofrada yemesi, rızkın kendi emeğinden ve kendi dairesinden geldiğine delalet eder. Bu hâl geleneğe göre huzura ve ev halkının geçiminin yerinde olmasına yorulur. Sofranın kalabalık olması bereketin genişliğine nişane sayılır.
Yabancı bir yerde, tanımadığı sofrada yemek
Bilmediği bir evde yahut yabancıların sofrasında yemek, rızkın gurbetten yahut umulmadık bir elden gelmesine yorulur. Bazı kaynaklar bunu misafirliğe ve kişinin bir başkasına minnet altında kalmasına bağlar. Yemeğin ikram edilmesi ise gelenekte ikram edenin gönlündeki hayra nişane sayılır.
Eylem
İştahla ve doyarak yemek
Kişinin önüne konan taamı iştahla yiyip doyduğunu görmesi, nasibin vaktinde ve gönül rahatlığıyla eline geçmesine yorulur. Gelenek burada doymayı yalnız bedenin değil, gönlün de kanaate ermesi olarak okur. Bazı yorumcular bu doyma hâlini uzun süredir beklenen bir işin neticelenmesinin nişanesi sayar.
Yediği hâlde doymamak
Önündeki taam eksilmediği hâlde doymadığını görmek, tabirde tamahın ve gözü doymamanın alameti kabul edilir. Kimi kaynaklar bunu elde edilen şeyin bereketsizliğine, geldiği gibi gitmesine yorar. Burada gelenek bir tarafta hırsı, bir tarafta ise henüz tamamlanmamış bir işin kişiyi meşgul etmesini görür; iki okuma yan yana aktarılır.
Başkalarıyla bir kaptan yemek
Bir kaptan elini uzatarak başkalarıyla beraber yemek, ülfete, ortaklığa ve aradaki husumetin kalkmasına delalet eder. Tabirciler bunu bereketin paylaşıldıkça artmasına dair bir nişane sayar. Yenen şeyin herkese yetmesi ise sofradakiler arasındaki bağın sağlamlığına yorulur.
Gizlice, saklanarak yemek
Kimseye göstermeden, saklanıp yemek, tabirde açıkça söylenmeyen bir kazanca yahut ortağından esirgenen bir paya işaret sayılır. Bazı yorumcular bunu haram şüphesi taşıyan bir lokmaya, kimileri ise kişinin hâlini gizleme ihtiyacına yorar. Gelenek bu iki okumayı birleştirmez.
Duygu
İştahsızlıkla, zorla yemek
Canı çekmediği hâlde zorla lokma almak, kişinin istemediği bir işi yüklenmesine delalet eder. Klasik tabirde iştah, kalbin rağbetine benzetilir; iştahın kesilmesi rağbetin kesilmesine yorulur. Lokmanın boğazda kalması ise işin ağır gelmesine nişane sayılır.
Aç kalıp yiyecek bulamamak
Açlığını hissedip önünde taam bulamamak, ihtiyacın vaktinde karşılanmamasına ve beklemeye yorulur. Bir kol bunu darlığa delil sayarken, başka bir kol açlığı arayışa ve talebin canlanmasına yorar; gelenek burada birleşmez. Sonunda bir lokma bulunması ise sıkıntının hafiflemesine nişane kabul edilir.
Sonuç
Sofrada artan yemek kalması
Yendikten sonra taamın artması ve kaldırılması, bereketin kişinin ihtiyacından fazla olmasına delalet eder. Artanın başkasına verilmesi tabirde hayrın yayılmasına yorulur. Artanın çöpe atılması ise nimetin kadrinin bilinmemesi olarak okunur.
Yediğinden rahatsız olmak
Yediği taamın kişiye dokunması ve ağırlık vermesi, elde edilen şeyin kişiye yük olmasına yorulur. Tabirciler bunu çoğu kez helalliğinde şüphe olan bir kazanca bağlar. Bu okuma bir hüküm değil, geleneğin naklidir; kişinin hâline dair kesinlik taşımaz.
Diğer
Tatlı ve lezzetli taam yemek
Tadı hoş, tatlı bir yemek yemek helal rızka, güzel söze ve gönül hoşluğuna yorulur. Klasik metinlerde tat ile söz arasında bağ kurulur; tatlı taam tatlı habere nişane sayılır. Yemeğin sıcak ve taze olması ise nasibin vaktinde geldiğine delalet eder.
Acı, ekşi yahut bozuk taam yemek
Ağza acı gelen, ekşimiş yahut kokusu değişmiş bir taam yemek, gönle dokunan söze ve zahmetle elde edilmiş bir kazanca yorulur. Tabirciler bozuk yemeği çoğunlukla vakti geçmiş bir işin zorla sürdürülmesine benzetir. Kişinin yemeği yarıda bırakması ise o işten el çekmesine nişane sayılır.