Rüyada Para Görmek
para · paralar · akçe · akce · nakit · banknot · kâğıt para · bozuk para
Para, klasik tabir geleneğinde yalnız mal ve rızık değil, aynı zamanda söz olarak okunur; elden ele geçtiği için insanlar arasında dolaşan lafın ve verilen ahdin nişanesi sayılır. Kimi yorumcular parayı doğrudan geçim ve kazanç cihetinden yorumlarken, kimi kaynaklar onu kişinin üzerine aldığı dert ve sorumluluk olarak okur. Miktarı, cinsi ve nasıl elde edildiği tabirin yönünü belirler. Gelenekte en bilinen ayrışma madenî parayla kâğıt ya da kıymetli para arasındadır.
Modern okumada para, kişinin güvence duygusu ve kendi değerine dair sezgisiyle ilişkilendirilir; kaybetmek çoğunlukla kontrol kaygısının tasviri sayılır. Bolluk gördüğü hâlde huzursuz uyanmak, yeterlilik duygusunun miktardan bağımsız olduğuna işaret kabul edilir.
Ayrıntısına göre
Boyut
Büyük miktarda, yığınla para görmek
Bol para görmek gelenekte doğrudan zenginlik sayılmaz; bir kol bunu genişlik ve bereket olarak okurken, başka bir kol büyük malın büyük yük getirdiğini söyleyip artan sorumluluk cihetinden yorumlar. İbn-i Sirin'e nispet edilen okumada çokça mal, hesabı da çoğaltan bir emanet olarak anılır. Bu ihtilaf geleneğin köklü ayrılıklarındandır.
— İbn-i SirinAz miktarda, birkaç kuruş para
Az para, kanaate, ölçülü bir geçime ve küçük ama sürekli bir rızka işaret eder. Klasik tabirde azın bereketi, çoğun huzursuzluğuna tercih edilmiştir. Elindeki azdan hoşnut olmak, gönül zenginliğinin nişanesi sayılır.
Mekân
Parayı bir yere gizlemek ya da gömmek
Parayı saklamak, bir sırrı korumaya, bir niyeti açığa vurmamaya ve tedbir almaya delalet eder. Kimi yorumcular gizlenen parayı unutulacak bir imkân sayıp elden çıkması cihetinden okumuştur; iki cihet de gelenekte kayıtlıdır. Sakladığı yeri hatırlamak, kişinin işini sağlama almasına yorulur.
Eylem
Yolda para bulmak
Beklenmedik yerde para bulmak, umulmadık bir rızka, bir kolaylığa ve hesapta olmayan bir yardıma delalet eder. Kimi yorumcular bulunan paranın sahibine iade edilmesi gerektiği hatırlatmasını da tabire katar ve bunu emanete riayet olarak okur. Bulunca sevinip saklamak ise kısa süreli bir kazanç sayılmıştır.
Birine para vermek
Para vermek, klasik tabirde cömertlik, sadaka ve gönül alma olarak yorulur; verenin elinin açıklığına delalet eder. Nablusi'ye nispet edilen okumada karşılıksız verilen para, bereketin artmasıyla birlikte anılır. Kimi yorumcular ise verilen parayı söylenen bir söz sayar ve sözün tutulmasına bağlar.
— NablusiBirinden para almak
Birinin elinden para almak, gelen bir yardıma, işitilecek bir söze ya da üstlenilen bir sorumluluğa işaret eder. Klasik tabirde alınan paranın cinsi ve verenin hâli tabiri belirler; güler yüzle verilen hayra, isteksizce verilen ise yükümlülüğe yorulur. Alınan parayı saymak, meseleyi tartıp değerlendirmek sayılır.
Para saymak, biriktirmek
Para saymak ve biriktirmek, tedbirli olmaya, hesap yapmaya ve geleceği düşünmeye yorulur. Seyyid Süleyman'a nispet edilen okumada sayılan para, kişinin işlerini gözden geçirmesi ve hesabını bilmesi olarak tabir edilir. Sayarken şaşırmak ya da hesabın tutmaması, gözden kaçan bir ayrıntıya işaret sayılır.
— Seyyid SüleymanPara çalmak ya da parasının çalınması
Paranın çalınması, hakkın yenmesine, kişiden habersiz alınan bir karara ya da sözünün ardından konuşulmasına işaret eder. Bazı yorumcular bunu ayrıca gönül kırıklığı ve güvenin zedelenmesi cihetinden okur. Çalınanın geri bulunması, hakkın iadesi ve meselenin çözülmesi sayılır.
Borç para almak ya da borcunu ödemek
Borç almak, üstlenilen bir sorumluluğa ve başkasına bağlanan bir işe; borcu ödemek ise yükün kalkmasına, ferahlığa ve verilen sözün yerine getirilmesine yorulur. Klasik tabirde borcun kapanması, hesabın temizlenmesi ve gönlün rahatlaması olarak anılır. Ödeme sırasında duyulan hafiflik bu okumayı kuvvetlendirir.
Parayı harcamak, savurmak
Parayı gereksiz yere harcamak, sözün ölçüsüz sarf edilmesine ve boşa giden bir emeğe işaret eder. Gelenek burada da ayrışır: kimi yorumcular harcamayı bolluk ve genişlik alameti sayarken, kimi kaynaklar israf ve tedbirsizlik cihetinden okur. Harcananın yerine geçen bir fayda görmek, birinci okumaya meyleder.
Duygu
Parası olduğu hâlde huzursuz olmak
Elinde para bulunduğu hâlde içinin daralması, klasik tabirde malın huzur getirmediği bir hâle ve gözden geçirilmesi gereken bir niyete işaret eder. Yorumcular bu görüntüyü, kazancın helalliğinin ve gönül rahatlığının maldan öncelikli olduğuna dair bir hatırlatma sayar. Parayı hayır yolunda kullanmak, bu daralmanın açılması olarak okunur.
Sonuç
Para kaybetmek ya da düşürmek
Para kaybetmek, gelenekte iki yönlü okunur: bir kol bunu geçim sıkıntısı ve elden çıkan bir imkân sayarken, başka bir kol onu üzerindeki bir yükün ve derdin kalkması olarak yorumlar. Kaybın ardından ferahlık duymak ikinci okumayı, telaş duymak birinciyi kuvvetlendirir. Gelenek burada tek bir hükümde birleşmez.
Sahte, geçmeyen para görmek
Sahte para, aslı olmayan bir söze, tutulmayan bir vaade ve dışı parlak içi boş bir teklife delalet eder. Klasik tabirde bu, dikkat ve tahkik gerektiren bir hâlin nişanesi kabul edilir. Sahteliği fark edip geri vermek, kişinin uyanık davranmasına ve zarardan korunmasına yorulur.
Diğer
Madenî, bozuk para görmek
Madenî para, klasik tabirde çoğunlukla söz, çekişme ve ağızda dolaşan laf olarak okunur; sesi ve tıkırtısı sebebiyle dedikoduyla ilişkilendirilmiştir. Bazı yorumcular bunu doğrudan tartışma ve münakaşa sayarken, kimi kaynaklar küçük ama devamlı bir rızık cihetinden hayra yorar. Paranın çokluğu, birinci okumada sözün de çoğalması demektir.
Kâğıt para ya da kıymetli, büyük değerde para
Kâğıt ve büyük değerde para, gelenekte umumiyetle hayra, sağlam bir kazanca ve ağırlığı olan bir söze yorulur. Madenî paranın çekişmeyle anılmasına karşılık, kıymetli olanın ahde ve güvene bağlanması geleneğin bilinen ayrımlarındandır. İki kolun ayrıldığı bu noktada paranın sesi değil, değeri esas alınır.
Yırtık, eski ya da yıpranmış para
Yıpranmış ve yırtık para, eskimiş bir anlaşmaya, geçerliliğini yitirmiş bir söze ve tazelenmesi gereken bir bağa işaret eder. Klasik tabirde paranın hâli, elden ele dolaşan sözün de hâli sayılır. Yırtığın yapıştırılması, bozulmuş bir ilişkinin onarılmasına yorulur.