Rüyada Su Görmek
sular · suyu · su görmek · suyun · içme suyu · berrak su · bulanık su · sü
Su, klasik tabir geleneğinde hayatın ve rızkın en temel simgesi sayılır; canlılık, bereket, ilim ve arınma tarafında okunur. Fakat aynı gelenek suyun ölçüsüne ve hâline bakar: berrak ve ölçülü su hayır, bulanık ve haddi aşan su ise fitne, karışıklık ve keder tarafında yorulur. Bu sebeple tabirciler suyun kendisinden çok hâline bakılmasını şart koşmuş, tek başına su görmeyi kesin bir hükme bağlamamışlardır. Su ayrıca temizlik ve tövbe mânasıyla da anılır; kirlenmiş bir şeyin suyla arınması, gönlün kederden temizlenmesine benzetilmiştir.
Modern okumada su, kişinin duygu dünyasının akışkanlığına ve bu akışın ne kadar denetim altında olduğuna dair bir imge sayılır. Durgunluk ile taşkınlık arasındaki fark, çoğu zaman kişinin kendi iç hâlini nasıl algıladığına dair bir gösterge olarak değerlendirilir.
Ayrıntısına göre
Renk
Berrak ve duru su
Yorumcuların ittifaka en yakın olduğu hâl budur: duruluk, helal rızık, ferahlık ve işlerin açıklık kazanması tarafında yorulur. Suyun dibinin görünmesi, kişinin önündeki meselede gizli bir yön kalmamasına, niyetlerin ortaya çıkmasına benzetilmiştir. Klasik kaynaklar bu hâli aynı zamanda ilmin saflığına ve doğru bilgiye delalet ettirir.
Bulanık, çamurlu yahut kokusu değişmiş su
Gelenek bu hâli hayrın bozulması tarafında okur: karışık işler, sözü karışan kimseler ve kaynağı belirsiz kazanç mânasına yorulmuştur. Bir kısım yorumcu bulanıklığı doğrudan keder ve sıkıntıya bağlarken, bir başka kol bunu geçici bir karışıklık sayar ve suyun durulması hâlinde meselenin de açılacağını söyler. Ortak nokta, bulanık suyun mutlaka bir düzeltme gerektiren bir hâle işaret ettiğidir.
Boyut
Az miktarda, avuç içinde tutulabilecek kadar su
Azlık burada zorunlu olarak eksiklik sayılmaz; kimi yorumcular ölçülü suyu bereketin kâfi gelmesine ve kanaate yorar. Bir başka okumada ise az su, dar geçime ve imkânların kısıtlı olmasına delalet ettirilir. Ayrım genellikle suyun berraklığına ve kişinin rüyada duyduğu hisse bakılarak yapılır.
Haddini aşan, her yanı kaplayan çokluk
Suyun taşması gelenekte açıkça ayrışan bir bahistir. Bir kol bunu bolluğun ölçüyü aşmasına, malın fitneye dönüşmesine ve karışıklığa yorar. Diğer kol ise çokluğu doğrudan bereket sayar ve zararın ancak suyun bulanık yahut yıkıcı olması hâlinde söz konusu olacağını söyler. Yorumcuların çoğu bu iki okumayı ayırt etmek için suyun berraklığına ve zarar verip vermediğine bakılmasını tembih etmiştir.
Mekân
Evin içinde su görmek
Ev tabirde hane halkına ve kişinin kendi düzenine delalet ettiği için, evdeki temiz su rızkın eve uğramasına ve aile içinde ferahlığa yorulur. Fakat suyun evi basması yahut istenmeyen yerden gelmesi, düzenin bozulmasına ve hane içinde huzursuzluğa delalet ettirilmiştir. Klasik kaynaklar burada suyun nereden geldiğine bakılmasını önemser.
Yerin altından yahut kaynaktan çıkan su
Yerden çıkan su, gelenekte umulmadık yerden gelen rızka, gizli kalmış bir imkânın açığa çıkmasına ve kapalı bir meselenin çözülmesine yorulur. İlmin kaynağından çıkması benzetmesiyle de anılır; berrak kaynak suyu doğru bilgiye ve temiz kazanca delalet ettirilmiştir. Kaynağın kuruması ise bunun tersine, imkânın kesilmesine yorulur.
Eylem
Su içmek ve kanmak
İçilen suya kanmak, arzuya nail olma, uzun süredir beklenen bir ihtiyacın karşılanması ve gönül ferahlığı tarafında yorulur. Tabirciler burada suyun soğukluğunu ve tadını da hesaba katmış; tatlı ve serin su hayrın kemâline, tuzlu yahut acı su ise geçim darlığına ve yorgunluğa delalet ettirilmiştir. İçmeye rağmen kanamamak ise ayrı bir bahis sayılır.
Su içip kanmamak, susuzluğun geçmemesi
Bu hâl, klasik kaynaklarda arzunun sürmesine, elde edilenin yetmemesine ve gönüldeki eksikliğin kapanmamasına yorulur. Kimi yorumcular buna hırs ve doymazlık mânası eklemiş, kimileri ise bunu kişinin aradığı şeyin yanlış yerde aranmasına bağlamıştır. Gelenek burada kesin bir kötülük hükmü kurmaz; eksikliğin sürdüğünü söylemekle yetinir.
Suyla yıkanmak yahut abdest almak
Arınma tabir dilinde kederin dağılması, günahtan uzaklaşma ve borçtan kurtulma tarafında okunur. Yıkanan suyun temiz olması bu mânayı kuvvetlendirir; kirli suyla yıkanmak ise yorumcularca ters yönde, meselenin çözülmeyip büsbütün karışmasına delalet ettirilmiştir. Klasik kaynaklar bu bahsi tövbe mânasıyla birlikte anar.
Başkasına su vermek yahut sulamak
Su vermek gelenekte cömertlik, faydası başkasına dokunan iyilik ve ilmin öğretilmesi tarafında yorulur. Bir ekine ya da ağaca su vermek ise emek verilen bir işin meyveye durmasına, uzun vadeli bir gayretin karşılık bulmasına delalet ettirilmiştir. Verilen suyun berraklığı, yapılan iyiliğin halisliğine bağlanmıştır.
Su taşımak yahut kaba doldurmak
Yorumcular ayrışır. Bir kol taşımayı biriktirme, tedbir ve geçimini sağlama gayreti sayar ve hayır tarafında okur. Başka bir kol ise su taşımayı yük ve meşakkat olarak görür; özellikle kabın ağır ya da delik olması hâlinde emeğin yerini bulmamasına yorar. Gelenek bu iki okumayı yan yana nakleder, birini diğerine tercih etmez.
Duygu
Suyun karşısında korku yahut ürkeklik duymak
Rüyada duyulan korku, tabircilerce mânayı belirleyen bir karine sayılır; berrak su bile korkuyla görülmüşse yorumcular bunu kişinin önündeki bir meseleye karşı tereddüdüne yorar. Bazı kaynaklar korkuyu suyun derinliğine bağlar ve derinlikten çekinmeyi bilinmeyen bir işe girmekten sakınmaya benzetir. Bu okumada korku bir felaket alâmeti değil, ihtiyat işareti sayılır.
Sonuç
Suyun çekilmesi yahut kuruması
Suyun kesilmesi gelenekte bereketin azalmasına, imkânın daralmasına ve umudun kırılmasına yorulur. Bir kısım yorumcu bunu geçim darlığına bağlarken, bir başka kol kurumayı bir devrin kapanması sayar ve mutlaka kötülük mânası yüklemez. Kuruyan yerin yeniden sulanması ise her iki okumada da hâlin düzelmesine delalet ettirilmiştir.
Bulanık suyun rüya içinde durulması
Tabirciler rüya içindeki değişimi ayrı bir işaret sayar; bulanıklığın geçip suyun berraklaşması, karışan bir işin yoluna girmesine ve dargınlığın çözülmesine yorulur. Bu hâl klasik kaynaklarda ümit veren nişanelerden biri olarak anılır. Tersi yönde, berrak suyun bulanması ise açık bir meselenin karışmasına delalet ettirilir.
Diğer
Durgun, hiç hareket etmeyen su
Burada gelenek birleşmez. Bir tarafa göre durgunluk sükûnet, emniyet ve kararlılık nişanesidir; işlerin oturmasına yorulur. Başka bir tarafa göre ise hareketsiz su, akmadığı için bozulmaya yakın sayılır ve durgunluk atâlete, işlerin askıda kalmasına delalet ettirilir. Yorumcular bu ayrımda suyun kokusuna ve berraklığına bakılmasını salık verir.
Sıcak yahut kaynar su
Klasik tabirde ısının haddi aşması genellikle öfke, çekişme ve gerilim tarafında okunur; kaynar su sert bir tartışmaya ya da hararetli bir işe yorulmuştur. Ancak ılık suyun bundan ayrı tutulduğu, şifa ve rahatlama mânasında anıldığı da nakledilir. Ayrım, suyun dokunulabilir olup olmamasına bağlanmıştır.