Rüyada İğne Görmek

iğne · igne · iğneler · iğnesi · iğneyi · iine · dikiş iğnesi · iğne ipliği

İğne rüya dilinde iki ayrı yüzüyle görünür. Birincisi dikiş iğnesidir: ayrılmışı birleştiren, sökülmüşü onaran, ince olduğu hâlde sağlam bağ kuran alettir; bu yüzüyle dağılmış işlerin toplanmasına, bozulan bir münasebetin yeniden dikilmesine ve küçük görünüp iz bırakan söze delalet eder. İkincisi bedene giren iğnedir: dışarıdan gelen ince bir müdahale, kısa bir acıya razı olup ardından fayda umma hâli ve işin bir başkasının eline bırakılması. Her iki yüzü de aynı şeyde birleşir: kendisi küçük, ucu keskin, bıraktığı iz ise değdiği yerde kalıcıdır.

Psikolojik not

İğne, dağılmış bir düzeni yahut soğumuş bir bağı kendi eliyle onarma isteğini yansıtabilir; iplik geçirme çabası sabır ve incelik isteyen bir uğraşın rüyadaki suretidir. Batma imgesi, küçük görünen sözlere karşı duyarlılığı ve incinme eşiğini gösterir. Bedene yapılan iğne ise denetimi bir başkasına bırakma tedirginliğiyle kısa bir zorluğa dayanma kararlılığının yan yana durduğu bir sahnedir; korkunun büyüklüğü ile acının küçüklüğü arasındaki fark, beklentinin gerçeğinden geniş kurulduğu alanlara işaret sayılır.

Ayrıntısına göre

Boyut

  • Çuvaldız gibi kaba ve büyük bir iğne görmek

    Kaba iğne, ince işlere değil yük taşıyan sağlam bağlara delalet eder; ağır fakat dayanıklı bir işe girişmeye yorulur. Kimi kaynaklar büyük iğneyi kuvvet ve kudret alameti sayarken, bazı yorumcular ise inceliğin kaybına ve işi kabaca görmeye bağlar. Çuvaldızın kişinin kendine batması, başkasının kusurundan önce kendi kusuruna bakmak babında okunur.

Eylem

  • İğneye iplik geçirmeye çalışmak

    Deliğe ipliği geçirebilmek, güç görünen bir işin sabırla yoluna girmesine ve niyet ile amel arasında bağ kurulmasına yorulur. İpliğin bir türlü geçmemesi, işin vaktinin henüz olgunlaşmadığına delalet eder. Bazı yorumcular geçmeyen ipliği kişinin acelesine bağlarken, kimi kaynaklar ise meselenin kişinin elinde olmayan bir tarafı bulunduğuna işaret sayar.

  • İğneyle sökülmüş bir yeri dikmek, yırtığı onarmak

    Sökülen kumaşı dikmek, bozulmuş bir işin ve soğumuş bir münasebetin düzeltilmesine delalet eder. Dikişin sık ve düzgün olması onarımın kalıcılığına, seyrek ve çarpık olması geçici bir yamaya yorulur. İbn-i Sirin'e nispet edilen dikiş bahsinde bu, iki kimsenin arasını bulmak ve dağılanı toplamak babında okunur.

    — İbn-i Sirin
  • Birine iğne vermek ya da birinden iğne almak

    İğne vermek, muhtaç birine yol göstermeye ve elinden tutmaya yorulur. Almak ise işini düzeltecek bir tavsiyeyi yahut imkânı bir başkasından edinmeye delalet eder. Verilen iğnenin ipliğiyle birlikte olması yardımın eksiksizliğine, ipliksiz verilmesi ise yolu gösterip vasıtasını vermemeye işaret sayılır.

  • İğne yaptırmak, kolundan enjeksiyon ya da aşı olmak

    Bedene dışarıdan giren ince bir müdahale, kısa süren bir zahmete razı olup ardından fayda ummaya yorulur. Koruyucu maksatla yapılan iğne, bugünün küçük sıkıntısını sonrasının rahatı için kabullenme hâline okunur. İğneyi bir başkasının yapıyor olması, işin bir noktada kişinin elinden çıkıp emin bilinen birinin eline geçtiğine işaret sayılır.

  • Bir çocuğa iğne yapıldığını görmek

    Korunmaya muhtaç birine yapılan müdahale, o kimse adına alınan ve ona zor gelen bir kararın suretidir. Çocuğun ağlaması hâlin sertliğine, elini tutup yanında durmak zorluğu paylaşmaya yorulur. Sahnenin ağırlığı iğnenin kendisinde değil, kararı verenin yerinde durmakta okunur.

  • İğneden kaçmak, sıradan çekilip gitmek

    Kaçmak, kısa süreli bir zahmeti göze alamayıp meseleyi ertelemeye yorulur. Kaçılan iğnenin peşinden gelmesi, ertelenen işin yerinde durmayıp kişiyi yeniden bulmasına işaret sayılır. Kaçıp sonra kendi ayağıyla dönmek ise, tereddüdün ardından gelen rızaya ve işi kendi iradesiyle üstlenmeye delalet eder.

Duygu

  • İğne olmaktan korkmak, iğneyi görünce ürkmek

    Yapılmadan evvel duyulan korku çoğu zaman acının kendisinden büyüktür; bu sahne, beklentinin gerçeğinden geniş kurulduğu alanlara işaret sayılır. Korkuya rağmen kolunu uzatmak, tereddüdü aşıp bir karara varmaya yorulur. Gözünü kapatıp bitmesini beklemek ise, sonucu göze almadan sırayı savmaya delalet eder.

Sonuç

  • İğnenin parmağa ya da ele batması

    Batan iğne, incitici bir söz işitmeye ve beklenmedik bir sitemin dokunmasına işaret sayılır. Yaranın küçük kalması, meselenin büyütülmeyecek ölçüde olduğuna yorulur. Batan iğneyi çıkarabilmek sıkıntının kaynağının anlaşılmasına; içeride kalması ise dile getirilmemiş bir kırgınlığın sürmesine delalet eder.

  • İğnenin kırılması, ucunun eğrilmesi ya da kaybolması

    Kırılan iğne, onarım fırsatının elden kaçmasına ve umulan bir imkânın eksilmesine yorulur. Ucu eğrilmiş iğne, doğru niyetle girişilip yolu şaşan bir işe okunur. Bir okuma kırılmayı bütünüyle kayıp sayarken, buna karşılık başka bir okuma yeni bir iğne edinmenin mümkün oluşunu tabirin hafifletici tarafı sayar. Kaybolanı aramak, çözülmüş bir meselenin ipucunu arama hâlidir.

  • İğnenin hiç acımaması, farkına varılmadan bitmesi

    Beklenen acının gelmemesi, korkulan bir işin sanıldığından hafif geçmesine yorulur. Bitişinin fark edilmemesi, bir zorluğun üzerinden kişinin zorlanmasıyla değil işin tabii seyriyle geçildiğine işaret sayılır. İğnenin yeri iz bırakmıyorsa, meselenin arkada husumet bırakmadan kapandığına delalet eder.

Diğer

  • Damardan serum ya da iğne takılı hâlde beklemek

    Damara bağlı beklemek, çabuk biten bir müdahaleye değil uzayan ve sabır isteyen bir hâle yorulur. Kişinin yerinden kalkamayışı, bir işin neticesi belli olana dek bağlı kalmaya işaret sayılır. Damla damla akan sıvı, faydanın toptan değil azar azar edinildiğine delalet eder; iğneyi kendi eliyle çıkarmak ise bekleyişe kendi kararıyla son vermeye okunur.

İlgili semboller