Rüyada El Görmek
eller · elim · elleri · elin · ele · avuç · avuç içi · parmak
Klasik tabirde el, insanın kudreti, kazancı ve tuttuğu iş olarak okunur; alma ile vermenin, emek ile karşılığın toplandığı yerdir. Gelenek eli çoğu zaman kardeş, evlat yahut yardımcı manasında da alır, çünkü insanın yükünü onunla paylaşan kimse eli sayılır. Sağ el kuvvet, geçim ve sanat tarafında; sol el ise kimi kaynaklarda kardeş ve ortak, kimi kaynaklarda ise gizli tutulan iş tarafında yorumlanır. Elin hâli, kişinin işine hükmedip edemediğine delalet olarak tabir edilir.
Modern kayıtta el, kişinin dünyaya dokunma ve iş üretme duygusunu taşır: tutabilmek, bırakabilmek ve verebilmek hissi. Boş yahut dolu avuç, çoğu zaman insanın kendi yeterliliğine dair iç ölçüsünü yansıtır sayılır.
Ayrıntısına göre
Renk
Elin işten, topraktan yahut boyadan kirlenmesi
Kirlenmiş el üzerinde kaynaklar ayrışır. Bir kol bunu emek, alın teri ve çalışmanın izi diye över; başka bir kol ise bulaşan kir manasında, gölgeli bir işe karışmak olarak okur. Kirin işten mi yoksa istenmeyen bir temastan mı geldiği, ayırt edici sayılır.
Elin nurlu, parlak görünmesi
Elin aydınlık görünmesi, yapılan işin bereketi ve emeğin makbul sayılması diye tabir edilir. Gelenek bunu kişinin elinden çıkan işin hayırla anılması tarafında okur. Bu okuma, kişi hakkında bir derece hükmü değil, işin vasfı olarak aktarılır.
Boyut
Elin uzun yahut olağandan büyük olması
Uzun el, klasik dilde iki zıt manada aktarılır. Bir kol bunu cömertlik, uzağa yetişen yardım ve geniş imkân diye över; başka bir kol ise aynı ifadeyi başkasının hakkına uzanan el, yani haksız kazanç tarafında okur. Gelenek burada birleşmez; elin ne yaptığı, hangi okumanın kastedildiğini ayırır.
Eylem
Elleri yıkamak
El yıkamak, işin bitirilmesi, hesabın kapanması ve bulaşan bir meselenin üzerinden kalkılması diye okunur. Suyun bol ve berrak olması, temizliğin tam olduğuna yorulur. Kimi kaynaklar bunu ayrıca bir işten vazgeçmek, elini çekmek manasında alır.
El sıkışmak, tokalaşmak
El sıkışmak, ahit, sözleşme ve karşılıklı güven diye tabir edilir. Gelenek bunu ortaklık kurmak yahut bir anlaşmazlığın kapanması tarafında okur. Elin sıkıca değil isteksizce tutulması, verilen sözün gönülden olmadığına yorulur.
Ellerin bağlanması, kelepçelenmesi
Elin bağlı olması, kudretin kısıtlanması ve işe müdahale edememek diye tabir edilir. Kişinin isteyip de yapamadığı bir hâle yorulur. Bağın çözülmesi, engelin kalkması ve elin işine dönmesi sayılır.
Elle yazı yazmak yahut bir sanat icra etmek
Elin yazması, ilim, kayıt ve kalıcı bir eser tarafında okunur. Gelenek bunu emeğin iz bırakan biçimi olarak tabir eder. Yazının okunaklı çıkması, işin başkalarınca da anlaşılacağına yorulur.
Elden bir şey vermek, bağışlamak
Elin verme yönünde çalışması, cömertlik, yardım ve hakkı sahibine ulaştırmak diye okunur. Verilen şeyin karşılıksız olması, hayrın gönülden yapıldığına yorulur. Verdikten sonra pişmanlık duyulması ise niyetin tam olmadığı tarafında tabir edilir.
Elleri açıp dua eder gibi durmak
Açık avuçlar, gelenekte istemek, ihtiyacı dile getirmek ve umut tarafında okunur. Elin havada boş kalması yokluk değil, beklenti hâli sayılır. Ellerin sonradan yüze sürülmesi, isteğin kabul gördüğüne dair bir karine olarak aktarılmıştır.
Bir büyüğün elini öpmek
El öpmek, hürmet, bağlılık ve büyüğün kudretine sığınmak diye tabir edilir. Gelenek bunu ayrıca bir kapıdan yardım istemek tarafında okur. Elin çekilmesi ya da öptürülmemesi, aranan desteğin bulunamaması sayılır.
Duygu
Birinin elini tutup bırakmak istememek
Elin bırakılmak istenmemesi, bağlılık, ayrılık kaygısı ve dayanağını yitirme endişesi olarak okunur. Gelenek bunu sevgi ile ihtiyaç arasındaki bir hâlin tarifi diye aktarır. Elin karşılıklı tutulması, bağın tek taraflı olmadığına yorulur.
Sonuç
Elin kesilmesi yahut iş göremez hâle gelmesi
Bu hâl üzerinde iki kol yürür. Yaygın okuma bunu kuvvetin gitmesi, bir yardımcının kaybı yahut kazanç kapısının kapanması diye ağır tarafta alır; kimi yorumcular ise bunu kişinin girmemesi gereken bir işten elinin çekilmesi olarak okur. Gelenek bunu bir beden hâli değil, kudretin ve işin kesilmesi manasında tabir eder.
Diğer
Sağ elin kuvvetli ve becerikli görünmesi
Sağ el, gelenekte doğrudan geçim ve sanat tarafında okunur; kuvvetli olması işin kişinin kendi eliyle yürüdüğüne yorulur. Bir kol sağ eli kardeşe yahut en yakın yardımcıya tabir eder. Elin işi kolayca tutması, kişinin işinde ustalaştığına işaret sayılır.
Sol elin öne çıkması
Sol el üzerinde kaynaklar birleşmez. Bir kol solu kardeş, ortak ve destekleyen kimse diye okur; başka bir kol ise sol eli gizli tutulan iş, açığa vurulmayan kazanç tarafında tabir eder. İkisinin arasını ayıran, elin ne tuttuğu ve o işin görünür olup olmadığıdır.
Avucun dolu olması, elde bir şey tutmak
Dolu avuç, ele geçmiş kazanç ve tutulan imkân olarak okunur. Tutulan şeyin ne olduğu, kazancın vasfına delalet sayılır: sert ve ağır ise zahmetli iş, hafif ise kolay gelen nasip diye tabir edilir. Avucun sımsıkı kapanması, kimi yorumcularda cimrilik tarafında da alınmıştır.
Avucun bomboş olması
Boş avuç üzerinde gelenek ayrışır. Yaygın kol bunu elde bir şey kalmaması, emeğin karşılığını bulamaması diye okur; buna karşılık kimi kaynaklar boş eli yükten kurtulmuş, bağlanmamış bir hâl, yani hazır olma ve alabilecek durumda bulunma sayar. Avucun açık mı yumuk mu tutulduğu, iki okuma arasında karine kabul edilir.
Fazladan el, birden çok el görmek
Fazla el, kimi kaynaklarda kuvvetin artması, işe omuz veren yardımcıların çoğalması diye okunur. Başka bir kol ise ölçünün bozulması ve işin dağılması olarak alır. İkisi arasında, ellerin uyumlu mu yoksa birbirine karışır hâlde mi çalıştığı ayırt edici sayılır.