Rüyada Cami Görmek
camii · camiler · camiye · caminin · mescit · mescid · cami avlusu · cemaat
Klasik tabirde cami, adı üstünde toplayan yer olarak okunur: insanları bir araya getiren meclis, sığınılan emniyetli mekân ve ilim halkalarının kurulduğu ortak alan. Bir kol camiyi doğrudan cemaatin kendisi, yani insanın içine katıldığı topluluk sayar; başka bir kol ise onu adaletle idare edilen bir düzenin, herkesin sığındığı bir çatının nişanesi olarak alır. Gelenek camiyi ayrıca huzur, aman ve dağılmışın toplanması manasında tabir eder.
Modern kayıtta cami, kişinin aidiyet ve topluluk içinde yer bulma hissiyle birlikte anılır: kalabalıkta yalnız kalmamak yahut ortak bir düzenin parçası olmak duygusu. Bu kayıt hâli tarif eder, kişinin manevi derecesi hakkında bir ölçü sunmaz.
Ayrıntısına göre
Renk
Caminin içinin aydınlık ve ferah olması
Aydınlık iç, işlerin açık yürümesi ve mecliste gizli kapaklı bir hâl bulunmaması diye okunur. Nurun mekâna yayılması, gelenekte ilim ve söz berraklığı tarafında tabir edilmiştir. Loşluk ise sözün anlaşılmaması, meselenin bulanık kalması sayılır.
Boyut
Caminin genişlemesi, olduğundan büyük görünmesi
Mekânın genişlemesi, topluluğun büyümesi ve sofranın kalabalıklaşması diye tabir edilir. Kişinin dâhil olduğu çevrenin sahasının açıldığına yorulur. Daralan, alçalan bir yapı ise imkânın kısılması tarafında okunur.
Mekân
Cami avlusunda oturmak, beklemek
Avlu, asıl meclisin eşiği sayılır; orada oturmak henüz içeri girmemiş, fakat kapıya yaklaşmış bir hâl diye tabir edilir. Gelenek bunu bekleme, hazırlanma ve sıra gözetme tarafında okur. Avluda tanıdıklarla buluşulması, işin bir aracı vasıtasıyla yürüyeceğine yorulur.
Caminin kapısının kapalı bulunması
Kapalı kapı, katılmak istenen bir çevreye o an girilememesi diye okunur. Gelenek bunu red değil, vaktin gelmemiş olması manasında aktarır. Kapının sonradan açılması, engelin geçici olduğuna yorulur.
Camide su, şadırvan yahut çeşme görmek
Toplanma yerindeki su, gelenekte hem temizlenme hem de ortak nimet olarak okunur. Herkesin aynı çeşmeden içmesi, imkânın paylaşıldığına yorulur. Suyun akmaması ise kaynağın kuruması, paylaşılacak şeyin azalması diye tabir edilir.
Tanınmadık, yabancı bir camide bulunmak
Bilinmeyen bir toplanma yeri, yeni bir çevreye girmek ve yabancı bir meclise katılmak diye okunur. Orada karşılanmak, kişinin o yeni yerde kabul göreceği tarafında tabir edilir. Yabancılık hissinin sürmesi ise henüz uyum kurulmadığına yorulur.
Eylem
Camiye girmek
Camiye girmek, gelenekte bir topluluğa katılmak, emin bir yere sığınmak ve dağınık işin toplanması diye tabir edilir. Kapıdan rahatça geçilmesi, kişinin o çevreye kabul edildiğine yorulur. Bu okuma kişinin ibadet hâli hakkında değil, dâhil olma ve yer bulma bahsinde aktarılır.
Camiden çıkmak
Çıkış üzerinde kaynaklar birleşmez. Bir kol bunu bir topluluktan ayrılmak, ortak işten çekilmek diye okur; başka bir kol ise çıkmayı işin tamamlanıp yola dönülmesi, alınan azıkla dışarıya çıkmak olarak alır. Çıkarken gönlün ferah yahut daralmış olması, hangi kola yakın olduğunda karine sayılır.
Cami yaptırmak, inşasına katılmak
Cami yapmak, insanları bir araya getirecek kalıcı bir iş kurmak diye tabir edilir. Gelenek bunu vakıf, hayır ve arkadan gelenlere bırakılan eser tarafında okur. Yapının temelinin sağlam atılması, kurulan işin devamlı olacağına yorulur.
Camide ders halkasına oturmak, sohbet dinlemek
İlim halkası, gelenekte doğrudan öğrenme, sözü ehlinden alma ve yol gösterilme diye tabir edilir. Halkanın ortasında değil kenarında oturmak, kişinin henüz dinleyen tarafta olduğuna yorulur. Anlatılanın anlaşılması, meselenin kişide karşılık bulduğu şeklinde okunur.
Camiyi süpürmek, hasırını temizlemek
Ortak mekânın temizliğini üstlenmek, gelenekte gösterişsiz hizmet ve topluluğun yükünü paylaşmak diye okunur. Kimsenin görmediği bir işi görmek tarafında tabir edilmiştir. Bu okuma, kişinin derecesi hakkında değil, üstlendiği emek hakkında konuşur.
Camide yolunu şaşırmak, çıkışı bulamamak
Bilinen bir mekânda yön kaybetmek, ait olunan çevre içinde şaşkınlık diye tabir edilir. Kişinin yerini bildiği bir yerde bile kararsız kalmasına yorulur. Sonunda bir kapı bulunması, şaşkınlığın dağıldığına işaret sayılır.
Duygu
Camide sükûnet ve emniyet hissetmek
Mekânın verdiği huzur, gelenekte aman bulma ve korkunun dinmesi olarak aktarılır. Sığınılan yerde gönlün yatışması diye tabir edilir. Bu, hâlin tarifidir; kişinin manevi derecesi hakkında bir hüküm olarak okunmaz.
Sonuç
Caminin yıkılması yahut harap görünmesi
Harap yapı, toplanma yerinin dağılması, cemaatin çözülmesi ve ortak düzenin zayıflaması olarak yorulur. Duvarların çatlaması, birlikte yürütülen bir işte güvenin aşınmasına tabir edilir. Yıkılan yerin yeniden onarılması, dağılanın toparlanması sayılır.
Diğer
Caminin kalabalık, cemaatle dolu olması
Dolu cemaat, birlik, dayanışma ve işin çok elle yürümesi diye okunur. Kişinin yalnız kalmadığına, çevresinde omuz verenler bulunduğuna yorulur. Kalabalığın düzenli safta durması, işin idaresinin sağlam olduğuna işaret sayılır.
Caminin bomboş olması
Burada gelenek ikiye ayrılır. Bir kol boşluğu terk edilmişlik, yardımcısız kalma ve topluluğun dağılması diye okur; başka bir kol ise boş mekânı sükûnet, gürültüden uzaklaşma ve kişinin kendiyle baş başa kalması olarak alır. Mekânın bakımlı yahut tozlu olması, iki okuma arasında ayırt edici sayılır.