Rüyada Ağlamak

ağlamak · aglamak · gözyaşı · göz yaşı dökmek · hıçkırmak · ağlayış · ağladığını görmek · aglayis

Klasik tabir geleneğinde ağlamak, sesli mi sessiz mi olduğuna göre iki ayrı yola ayrılır: sesini yükseltmeden dökülen gözyaşı çoğunlukla ferahlığa, sıkıntının dağılmasına ve sevince yorulur. Feryatla, dövünerek ve yüksek sesle ağlamak ise gelenekte kederle ve üzüntüyle birlikte anılır. Yorumcular gözyaşını sıkça bir boşalma ve arınma sureti sayar; ardından gelen rahatlama hissi tabirin yönünü kuvvetlendirir.

Psikolojik not

Modern okumada ağlama sahnesi çoğu kez uyanıkken tutulan bir duygunun yer bulması ya da uzun süredir ertelenmiş bir yasın dile gelmesi olarak değerlendirilir. Rüyadan rahatlamış uyanmak, bu boşalmanın tamamlandığına dair bir işaret sayılabilir.

Ayrıntısına göre

Mekân

  • kalabalık içinde ağlamak

    İnsanların gözü önünde ağlamak, saklanan bir derdin açığa çıkmasına yorulur. Bazı yorumcular bunu yardım talebine, kimi kaynaklar ise mahcubiyete işaret sayar.

  • yalnız başına, tenhada ağlamak

    Tenhada dökülen gözyaşı, içe dönük bir muhasebeye ve kimseyle paylaşılmayan bir yüke yorulur. Gelenek bunu ferahlamayla neticelenen bir hâl olarak nakleder.

Eylem

  • pişmanlıkla veya tövbe ile ağlamak

    Nedametle dökülen gözyaşı, gönlün yumuşamasına ve dönüş bahsine yorulur. Yorumcular bunu kalbin katılığının çözülmesine delalet ettirir.

  • gözyaşsız ağlamak

    Yaş akmadan ağlamak, gelenekte gösterişe ve içi dolmayan bir kedere yorulur. Bazı kaynaklar bunu samimiyetsiz bir yakınmaya işaret sayar.

  • kan ağlamak

    Kanlı gözyaşı, gelenekte derin bir pişmanlığa ve ağır bir hesaplaşmaya yorulur. Kaynaklar bunu sıradan bir üzüntüden ayırır.

  • başkasının ağladığını görmek

    Bir başkasının ağlayışına şahit olmak, o kişiye dair bir kaygıya ya da ondan gelecek bir habere yorulur. Yorumcular ağlayanın hâline göre yorumun değiştiğini nakleder.

  • ölmüş birinin ardından ağlamak

    Vefat etmiş biri için ağlamak, gelenekte özlem ve o kişiye ait bir emanetin hatırlanmasına yorulur. Kaynaklar bunu dua ve hayırla anma bahsiyle birlikte anar.

  • ağlayan birini teselli etmek

    Ağlayanı yatıştırmak, gönül almaya ve bir kimsenin derdine ortak olmaya yorulur. Yorumcular bunu hayır bahsinde sayar.

Duygu

  • sessizce, feryatsız ağlamak

    Sesini çıkarmadan ağlamak, gelenekte sevince, derdin hafiflemesine ve gönül ferahlığına yorulur. Yorumcular sessiz gözyaşını tabirde hayrın alâmeti sayar.

  • feryat ederek, bağırarak ağlamak

    Yüksek sesle ve dövünerek ağlamak, keder ve sıkıntı bahsine yorulur. Nablusi'ye nispet edilen okumada sesin yükselmesi, tabiri sevinçten üzüntü tarafına çeviren esas unsurdur.

    — Nablusi
  • sevinçten ağlamak

    Sevinç gözyaşı, gelenekte muradın hâsıl olmasına ve uzun bekleyişin sona ermesine yorulur. Kaynaklar bunu şükür hâliyle birlikte anar.

Sonuç

  • ağladıktan sonra rahatlamak

    Ağlayışın ardından gelen hafiflik, sıkıntının geçmesine ve gönlün yatışmasına yorulur. Kaynaklar bu neticeyi tabirin en açık hayır alâmeti sayar.

Diğer

  • korkudan ağlamak

    Korku ile karışan ağlayış üzerinde gelenek ayrışır: bazı yorumcular bunu emniyete kavuşmaya ve korkunun dinmesine yorarken, kimi kaynaklar süregelen bir endişeye işaret sayar. İki okuma da nakledilegelmiştir.

  • çocuğun ağladığını görmek

    Ağlayan bir çocuk, gelenekte ihmal edilmiş bir ihtiyaca ve ilgilenilmeyi bekleyen bir işe yorulur. İbn-i Sirin'e nispet edilen okumada çocuk ağlayışı, sahibinin gözetmesi gereken bir emanete delalet eder.

    — İbn-i Sirin

İlgili semboller