Rüyada At Görmek
atlar · atı · ata · atın · aygır · kısrak · beygir · tay
Klasik tabir geleneğinde at, insanın dünyadaki mevkii, kuvveti ve talihi olarak okunur; kişinin taşıdığı itibar ve onu yürüten gayret bu sembolde toplanır. Erkek at çoğunlukla izzet, devlet ve emir sahipliğine, kısrak ise eş, soy ve hanenin bereketine yorulur. Bir kol atı doğrudan sahibinin bahtı sayar, başka bir kol ise atı kişinin bindiği işi, mesleği ve geçim vasıtası olarak alır. Bu yüzden atın hâli, sahibinin işinin hâline delalet eder diye tabir edilir.
Modern kayıtta at, kişinin kendi gücüyle kurduğu ilişkiyi taşır: dizginlenebilen bir enerji mi, yoksa sahibini sürükleyen bir kuvvet mi. Rüyada atın uysallığı ya da serkeşliği, çoğu zaman insanın kendi hırsını yönetme hissiyle birlikte anılır.
Ayrıntısına göre
Renk
Beyaz veya kır at
Beyaz at, gelenekte temiz nam, açık alın ve gölgesiz bir itibar nişanesi sayılır. Sahibinin işinin gizli kapaklı yürümediğine, elde ettiği mevkinin başkasının hakkı üstüne kurulmadığına yorulur. Bazı yorumcular beyazın parlaklığını ayrıca sevinçli haber ve ferahlık alameti diye okur.
Siyah, yağız at
Yağız atta gelenek açıkça ikiye ayrılır. Bir kol siyahı heybet, sağlam devlet ve korkulan bir kuvvet olarak alır ve sahibine büyük mevki delaleti sayar; kimi kaynaklar ise aynı rengi gam, ağır yük ve içi karanlık bir iş diye yorumlar. Bu iki okuma birleştirilmez, rüyanın gidişatına ve atın uysallığına bakılarak ayrılır.
Doru veya kızıl at
Kızıla çalan at, dünya ziyneti, canlılık ve gençlik gayreti tarafında okunur. Sahibinin işine hız ve şevk geldiğine, fakat bu şevkin çabuk parlayıp çabuk sönebileceğine işaret sayılır. Bir kısım tabirci bunu ayrıca gösterişli ama kalıcı olmayan bir zenginlik nişanesi olarak alır.
Alacalı, benekli at
Alaca at üzerinde gelenek birleşmez. Kimi kaynaklar renklerin karışmasını sefer, yer değiştirme ve türlü diyar görme nişanesi sayar; başka bir kol ise aynı alacalığı işin karışması, birden çok kapıya birden bakılması diye yorumlar. Her iki okumada da sabit bir hâl değil, hareketli bir durum kastedilir.
Boyut
İri, yüksek boylu at
İri at, büyük mevki ve geniş nüfuz tarafında tabir edilir. Ancak binicinin ona yetişememesi, altında kalması yahut inip binmekte zorlanması, taşınan makamın kişinin gücünden büyük olduğuna yorulur. Gelenek burada büyüklüğü tek başına hayır saymaz, biniciyle oranını gözetir.
Mekân
Atın ahırda bağlı durması
Ahırdaki bağlı at, hazır bekleyen bir kuvvet ve henüz kullanılmamış bir imkân diye tabir edilir. Sahibinin elinde vasıta bulunduğuna, fakat onu henüz yola sürmediğine yorulur. Bağın çok sıkı olması, kimi kaynaklarda gücün gereğinden fazla tutulması olarak okunur.
Atın eve, dama veya çatıya çıkması
Atın olmadık yere, eve ya da dama çıkması, gelenekte yerinden oynamış bir kuvvet olarak okunur. Haneye giren bir makam ya da hanenin taşıyamayacağı bir iddia manasına yorumlanır. Bir kısım tabirci bunu hayırlı bir haberin ansızın eve gelmesi diye de almıştır; bu yüzden karine olmadan tek yönlü hükmedilmez.
Eylem
Ata binmek, at üstünde durmak
Ata binmek, klasik tabirin en yerleşik okumalarındandır: mevki, yükseliş ve işin başına geçmek diye yorulur. Binicinin ata hâkim olması, kişinin işini kendi eliyle idare ettiğine delalet sayılır. Eyerin sağlam, üzengilerin yerinde olması ise bu idarenin dayanağı bulunduğuna işaret olarak anılır.
Attan düşmek
Burada gelenek net biçimde ayrışır. Yaygın kol düşmeyi mevki kaybı, itibarın sarsılması ve elden çıkan bir iş diye tabir eder; buna karşılık kimi yorumcular düşmeyi taşınamayan bir yükten kurtulma, kişinin kaldıramayacağı bir makamdan inmesi olarak okur. Düşerken incinmemek, ikinci okumayı kuvvetlendiren bir karine sayılır.
Atı dizginlemek, gem vurmak
Ata gem vurmak, gelenekte nefsi ve hırsı idare etmenin nişanesi olarak okunur. Kişinin kuvvetini kaybetmeden onu yönlendirdiğine, işini öfkeyle değil ölçüyle yürüttüğüne yorulur. Dizginin kopması ise idarenin elden çıkması tarafında tabir edilir.
Atı dörtnala koşturmak
Dörtnala gitmek, işin hızlanması ve murada yaklaşılması diye yorulur. Ancak yönün belli olması şart koşulur: nereye gidildiği bilinmeden koşturmak, gayretin boşa harcanması olarak okunur. Bir kol bunu ayrıca acele karar verme uyarısı sayar.
At satın almak
At satın almak, yeni bir işe girişmek, bir mevkiye talip olmak yahut evlenmek tarafında tabir edilir. Alınan atın vasfı, girişilen işin vasfına delalet sayılır: uysal at kolay iş, huysuz at çekişmeli iş diye okunur. Pazarlığın uzun sürmesi, işin emekle elde edileceğine işaret kabul edilir.
Atı satmak veya başkasına vermek
Atın elden çıkması üzerinde iki ayrı kol yürür. Kimi yorumcular bunu makamı bırakmak, bir işten çekilmek ve gücün başkasına geçmesi diye tabir eder; başka kaynaklar ise satışı bedelini alarak ayrılmak, yani zararsız bir el değiştirme olarak okur. Karşılığında bir şey alınmadan verilmesi, ilk okumaya daha yakın sayılır.
Ata yem ve su vermek, tımar etmek
Atı beslemek ve tımar etmek, kişinin kendi kuvvetinin ve geçim kapısının hakkını vermesi olarak yorulur. Gelenek bunu, elindeki nimeti sahiplenmek ve işine emek koymak nişanesi sayar. İhmal edilmiş, aç bırakılmış at ise sahibinin işini gözden çıkardığına yorulur.
Duygu
Attan korkmak, ata yaklaşamamak
Atın karşısında ürkmek, kişinin kendi kuvvetiyle arasına giren çekingenlik diye okunur. Gelenek bunu, hak edilmiş bir mevkie talip olamamak ya da bir işin yükünden geri durmak tarafında tabir eder. Korkunun geçip ata yaklaşılması ise bu tereddüdün dağılması sayılır.
Diğer
Kısrak, dişi at
Kısrak çoğu kaynakta eş, hanım ve soyun devamı tarafında okunur; sağlıklı ve bakımlı kısrak hanenin bereketine yorulur. Bir başka kol ise kısrağı doğrudan mal ve mülk, yani insanın elinde çoğalan nimet olarak alır. İki okuma yan yana aktarılır, biri diğerini iptal etmez.
Tay, at yavrusu
Tay, henüz olgunlaşmamış bir iş, yeni başlamış bir gayret yahut evlat tarafında tabir edilir. Terbiye edilmesi gereken bir kuvvete işaret sayılır. Tayın anasının yanında olması, işin sahibinin gözetimi altında yürüdüğüne yorulur.