Rüyada Dağ Görmek
dağ · dag · dağlar · dağa çıkmak · tepe · zirve · dagı · dağın tepesi
Dağ klasik tabirde sağlamlık, mertebe ve aşılması gereken büyük bir mesele olarak üç yönlü okunur. Yerinden oynamayan bir kütle olduğu için sözünde duran, güvenilir ve heybetli bir kimseye delalet eder. Yüksekliği sebebiyle makam ve ulaşılması güç bir gaye manasıyla anılır. Dağa tırmanmak ile dağın altında kalmak, geleneğin keskin biçimde ayırdığı iki hâldir.
Modern okumada dağ, kişinin önündeki büyük bir hedef ya da uzun süredir taşıdığı bir yükle ilişkilendirilir. Tırmanışın zorluğu ile duyulan kararlılık, kişinin o mesele karşısındaki tutumunu yansıtabilir.
Ayrıntısına göre
Renk
yeşil, ağaçlık dağ
Yeşillikle örtülü dağ, bereket ve hayatın bolluğuna yorulur. Sertliğin yumuşamış olması, büyük meselenin kişiye yâr olduğu diye açılır. Bu okuma dağ tabirlerinin en ferah olanlarından sayılır.
çıplak, kayalık veya karlı dağ
Ağaçsız ve kayalık dağ, sertlik ve meşakkat manasında okunur. Karla kaplı zirve ise bir kısım yorumcuda saflık ve yücelik, kimilerinde soğukluk ve erişilmezlik diye kaydedilir. Gelenek bu iki okumayı yan yana nakleder.
Boyut
çok yüksek ve heybetli dağ
Ulaşılması güç bir yükseklik, büyük bir gaye ya da nüfuz sahibi bir kimseye yorulur. Heybetin ürkütücü olması, meselenin kişiyi aşan yönü diye açıklanır. Yine de tırmanmaya niyet etmek, gayretin sönmediği manası taşır.
alçak tepe, kolay çıkılan dağ
Kolay aşılan bir yükseklik, halledilebilir bir işe ve rahat elde edilen bir dereceye yorulur. Gelenek burada zahmetin azlığını kusur saymaz. Tepeye çabuk varmak, meselenin kısa sürede kapanması diye açıklanır.
Mekân
dağın eteğinde veya gölgesinde bulunmak
Dağın dibinde durmak, güçlü birinin himayesinde bulunmaya yorulur. Gölgenin koruyucu olması, dayanağın faydası diye açıklanır. Aynı gölgenin güneşi tamamen kesmesi hâlinde, himayenin kişiyi bastırması manası kaydedilir.
Eylem
dağa tırmanmak
Yukarı çıkmak, gayret ve mertebe kazanmaya yorulur. Tırmanışın zahmetli olması, hedefin kolay elde edilmediği manası taşır. Gelenek burada yorgunluğu bir kusur değil, hakkıyla çıkmanın alâmeti sayar.
dağın zirvesine ulaşmak
Zirveye varmak, murada erme ve işin tamamlanmasına yorulur. Yukarıdan etrafı görmek, meselenin bütününe vâkıf olmak diye açıklanır. Bazı yorumcular ise zirveden sonra yalnız iniş kaldığını hatırlatarak, ulaşılan yerde kalmanın ayrı bir gayret istediğini kaydeder.
dağdan inmek
İniş üzerinde gelenek birleşmez. Bir kol bunu makamdan uzaklaşma ve itibarın azalması diye okur; başka bir kol ise gayenin tamamlanıp huzurla dönüş sayar. Ayırıcı unsur, inişin gönüllü mü yoksa mecburi mi olduğudur.
dağdan düşmek veya yuvarlanmak
Yüksekten düşmek, tutunulan bir konumun elden çıkmasına yorulur. Düşüşün yüksekliği, kaybın büyüklüğüne bağlanır. Yere sağ inmek ya da tutunacak bir yer bulmak, telafi imkânının bulunduğu diye kaydedilir.
dağın yerinden oynaması veya yıkılması
Sabit olanın hareket etmesi, sarsıcı ve alışılmadık bir değişime yorulur. Tabirciler bunu güvenilen bir dayanağın değişmesi diye açar. Gelenek burada hâllerin sanıldığı kadar sabit olmadığı manasını öne çıkarır.
Duygu
dağ karşısında hayranlık veya ürperti duymak
Heybet karşısında duyulan his, kişinin kendi ölçüsünü fark etmesine yorulur. Tabirciler bunu tevazu ve haddini bilmek diye açar. Ürpertinin korkuya dönüşmesi hâlinde ise meselenin kişiye ağır geldiği kaydedilir.
Sonuç
dağı aşıp öte yana geçmek
Dağın öbür tarafına varmak, büyük bir engelin geride bırakılmasına yorulur. Gelenek bunu zirveye çıkmaktan farklı sayar; burada gaye yükseklik değil, geçiştir. Öte yanda görülenin güzelliği, neticenin hayrına bağlanır.